..............................CAN POLİKLİNİKLERİ......................... | Şirket Tanıtımı | Şubelerimiz | Vizyon/Misyon | Resimler | Resmi Hasta | Sünnet | Diş |Aşılar ve Çocuk | Sağlık Haberleri | Sağlığınız için | Sınav Stresi | Soru-Cevap | KENE(Kırım-Kongo Ateşi) | Hıdırellez | Kutlamalar | Tatil | BASVURU | İletişim ve Ulaşım | Yönetim

Aşılar ve Çocuk

0239.jpg

AŞILAR

Bağışıklık nedir?
Aşı nedir?
Aşıların yan etkisi var mıdır?
Aşı yapılmasına engel durumlar var mıdır?
Gebelik
Bağışıklığı Baskılanmış Hastalar
Aşıların saklanması ve korunması
Hangi aşı ne zaman yapılmalı?
Pnömokok aşısı (zatürree)
Grip aşısı

Bağışıklık nedir?

İçerisinde yaşadığımız çevrede yaşayan mikrop adıyla tanımladığımız virüs, bakteri gibi zarar verici milyonlarca canlı var. Bu canlıların bir kısmı insan vücuduna girip ölümcül olabilecek veya ciddi kalıcı zararlar bırakabilecek hastalıklara neden oluyor. Vücudumuz nasıl bir mekanizma ile kendini bu tehlikelerden koruyor? Yanıtı, bağışıklık sistemimizde saklı.

Vücudumuz kendi yapısını çok iyi tanır ve kendisine ait olmayan her türlü yapıyı kolayca ayırt edip yok etmek için çeşitli mekanizmalar geliştirir. Bu mekanizmalardan biri, bağışıklık sisteminin saptadığı mikrobun özelliklerini belirleyip bunları yok edilmesini sağlayacak "antikor" adı verilen maddeyi salgılamaktır. Her mikrop için ayrı özellikte antikor üretilir ve ayrıca sistemin hafızasına kodlanır. Bunun anlamı şudur: Eğer bir mikrop ile ilk defa karşılaşıyorsak bağışıklık sistemimiz harekete geçerek mikrobu yok edecek antikoru salgılar ve hastalık etkenini yok etmeye çalışır. İkinci kez karşılaşmada ise artık bağışıklık sistemimiz düşmanını tanır ve daha hızlı şekilde önlem alarak hastalık etkeni olan mikrobu çok daha etkili bir şekilde yok eder.

İşte bağışıklık sistemimizin bu özelliğini destekleyip güçlendirmek amacıyla çeşitli aşılar üretilmiştir.



Aşı nedir?

Hastalık yapma yeteneği olan virüs, bakteri vb. mikropların bu özellikleri zayıflatılarak veya tamamen yok edilerek geliştirilmiş biyolojik maddelere aşı diyoruz. Aşılar vücudumuza uygulandıklarında bağışıklık sistemimiz az önce anlattığımız mekanizma ile antikor oluşturur ve önlemini alır. Daha sonra aşısı olunan mikrop ile karşılaşıldığında hastalık ortaya çıkma riski ortadan kalkar veya ciddi bir tehdit oluşturmadan geçirilmesini sağlar.

Hastalıklardan korunmak için en etkin, en güvenli ve en ucuz yöntem kişilerin aşılanmasıdır.

Başlıca aşı tipleri şunlardır:
Canlı aşılar: Aşı içerisindeki mikroorganizma canlı olmakla birlikte vücut için tamamen zararsız hale getirilmiştir. Verem, kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşıları buna örnektir.
Ölü aşılar: Aşıda kullanılan mikroorganizmalar öldürülmüştür. Ancak vücudu uyararak antikor dediğimiz koruyucu maddelerin yapılmasını sağlayacak özellikleri korunmuştur. Boğmaca aşısı buna örnektir.
Subünit aşılar: Aşıda kullanılan mikroorganizmalar öldürüldükten sonra parçalanırlar. Bu parçalardan vücudu uyararak koruyucu antikorların yapılmasını sağlayan aşılar üretilir. Buna örnek olarak Hepatit B ve grip aşıları verilebilir.
Toksoid aşıları: Bu tür aşılarda mikroorganizmaların kendileri kullanılmaz. Bazılarının ürettiği zehirler çeşitli kimyasal maddelerle işlenir ve hastalık yapıcı etkileri yok edilerek aşı yapımında kullanılır. Tetanoz ve difteri aşıları bu tip aşılardır.



Aşıların yan etkisi var mıdır?

İlaç sanayisinin günümüzde kullandığı modern teknoloji ile üretilen aşılar, yan etki görülme olasılığını minimuma indirdi. Ancak çok nadiren aşı uygulama yerinde ağrı, kızarıklık, yüksek ateş gibi yan etkiler görülebilir. Bu yan etkiler çoğunlukla doktor müdahalesini gerektirmez.



Aşı yapılmasına engel durumlar var mıdır?

Düşünülenin aksine, aşıların yapılmasını engelleyecek faktörler çok kısıtlıdır. Özellikle çocukluk çağı aşıları için hafif ateş, ishal gibi durumlar bir engel teşkil etmez. Ancak gebelik, bağışıklık sisteminin baskılanması gibi özel durumlarda mutlaka aşılama takviminin doktorunuz tarafından belirlenmesi gerekir.

Gebelik
Bağışıklık geliştirme işleminin gebelikten önce tamamlanması idealdir. Kızamık, oral tifo aşısı, oral polio, kabakulak ve kızamıkçık gibi canlı aşılar gebelerde kesinlikle uygulanmamalıdır. Kızamıkçık aşısı uygulanmasından sonra iki ay süreyle gebe kalınmaması önerilir. BCG aşısı da gebelere önerilmez.
Grip, Hepatit B, Hepatit A, sarı humma, kolera, meningokok A ve C, inaktivite poliomyelit aşıları gebelere uygulanabilir; zorunluluk söz konusu değilse aşılamaya gerek yoktur.
Yenidoğan tetanozunun önlenmesinde gebelerin tetanoz aşılaması önemli yer tutar. Tetanoz aşısının iki doz uygulandığı bu şemada dozlar arasında en az dört hafta bulunmalı, ikinci doz en geç beklenen doğum tarihinden iki hafta önce yapılmalıdır.

Bağışıklığı Baskılanmış Hastalar
Kronik böbrek hastalığı, kanser, diyabet, HIV infeksiyonu (AİDS), kronik karaciğer hastalığı, alkolizm, Hodgkin hastalığı, multipl myeloma vb hastalıklar ile kemoterapi, kortikosteroid, indometazin vb tedavi uygulamaları, dalağın alınmış olması gibi durumlar, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir. Buna 'bağışıklığın baskılanması' diyoruz. Bağışıklığı baskılanmış hastalarda aşılama, durumlarının durağan olduğu zamanlarda yapılmalıdır. Enfeksiyonlara dirençsiz olan bu grup hastalar mutlaka aşı programına alınmalıdır. Ancak ciddi hastalık tablolarına yol açabilecek kızamık, oral tifo, oral polio, kabakulak ve kızamıkçık gibi canlı aşılar kesinlikle uygulanmamalıdır. Salgın, seyahat gibi gereklilik halinde ölü aşıların bağışıklığı baskılanmış hastalara uygulanmasında sakınca yoktur.



Aşıların saklanması ve korunması

Biyolojik ürün olduğu için aşılar özel koşullarda saklanmalı ve taşınmalıdır. Aşıların saklanmasında en ideal ısı +2 c ile +8 c arasındaki buzdolabı raf ısısıdır. Eczaneden aldığınız aşıyı buz aküsü ile taşımalısınız.



Hangi aşı ne zaman yapılmalı?


Rutin Aşı Takvimi
Yaş Aşı
Doğum Hepatit B
1 ay Hepatit B
2 ay BCG + DBT + OPV
4 ay DBT + OPV
6 ay Hepatit B + DBT + OPV
9 ay Kızamık
15 ay MMR
18 ay DBT + OPV
7 yaş(İlkokul 1.sınıf)BCG+ DBT + OPV
12 yaş(ilkokul 5. sınıf) DT
17 yaş Tetenoz




DBT: Difteri, Boğmaca, Tetanos
OPV: Oral polio (ağızdan çocuk felci aşısı)
MMR: Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak
Hepatit B: B tipi sarılık aşısı.
BCG: Verem aşısı.
dT: Erişkin tip difteri aşısı içeren "Difteri Tetanos" aşısı.



Pnömokok aşısı (zatürree)

En sık zatürree sebebi olan Pnömokok adlı bakteriye karşı geliştirilmiş olan Pnömokok aşısı 18 aylıktan büyük bebekler ile tüm çocuk ve erişkinlere önerilmekte, dalağı alınmış ya da bağışıklık sistemi baskılanmış kişilere ise kesinlikle uygulanması gerekmektedir. Aşı tek doz şeklinde uygulanmakta ve daha sonra 5 yılda bir hatırlatma dozu yapılmaktadır.





Grip aşısı

Aşı Dünya Sağlık Örgütü tarafından o yıl salgın yapması öngörülen grip tiplerine göre hazırlanmakta ve içeriği her yıl değişmektedir.Yılın her zamanında yapılabilmekle birlikte, grip salgınlarının en yoğun olduğu kış aylarından önce yani eylül, ekim, kasım aylarında yapılması önerilmektedir. Erişkinler için her yıl bir doz uygulanır; çocuklardaki uygulama ise yaş gruplarına göre bazı farklılıklar gösterir. 6 ay - 3 yaş arası çocuklarda, eğer ilk kez yapılıyorsa bir ay ara ile 2 yarım doz uygulanır. Daha önce grip aşısı ile aşılanmış çocuklara ise sadece 1 yarım doz yapılır. 3 - 9 yaş arası çocuklarda, eğer ilk kez yapılıyorsa bir ay ara ile 2 tam doz uygulanır. Daha önce grip aşısı ile aşılanmış çocuklara ise 1 tam doz yapılır. 10 yaş üstü erişkin ve çocuklara her yıl tek doz uygulanmaktadır.

Grip hastalığının tüm topluma yayılmasında en önemli etken olan okul, işyeri, kreş, kışla gibi toplu yaşam yerlerinde bulunan kişilerin mutlaka aşılanması önerilir. Yapılan araştırma sonuçlarına göre 6 - 23 ay arası çocuklarda grip hastalığının çok ağır geçtiği saptandığı için 2002 yılından itibaren Dünya Sağlık Örgütü bu yaş grubundaki sağlıklı çocukların her yıl grip aşısı olmasını önermektedir.






215_1_.gif

Bebek ve Anne

Bebeğimin İlkleri
Bebeğimize ait her türlü bilginin olduğu bir defter hazırlayabiliriz.

İlk Gülücüğü:.................................
İlk Kez Hareketleri Görmeye Başlaması:......
İlk Mırıldanışı:..........................................
İlk Kaprisi:..............................................
İlk Banyosu:............................................
İlk Saç Kesimi:.......................................
İlk Tırnak Kesimi:...................................
İlk Dışarı Çıkışı:......................................
İlk Oyuncağı:.........................................
İlk Emeklemesi:.....................................
İlk Düşüşü:............................................
İlk Yürüyüşü:.........................................
İlk Kelimesi:..........................................
İlk Arkadaşı:.........................................
İlk Tuvalet Alışkanlığı:...........................
İlk Diş Çıkarması:.................................
Sevdikleri-Sevmedikleri...
Yemekler (sevdiği):...........................
Yemekler (sevmediği):.......................
Meyveler (sevdiği):...........................
Meyveler (sevmediği):.......................
İçecekler (sevdiği):..........................
İçecekler (sevmediği):......................
Oyuncaklar (sevdiği):.......................
Oyuncaklar (sevmediği):...................
Notlar...
İlk Doğum gününden:.......................
Komik Tarafları:..............................
Diğer:..........................................

Bebek ve Anne

Bebeğinizin Kişisel Gelişimi
Bebeğiniz artık ne fiziksel, ne ruhsal, ne de zihinsel olarak ele avuca sığabilir bir haldedir. Artık aktif öğrenme sürecinde beş duyusunu da kullanmaktadır. Dokunmak, araştırmak, tatmak ister. Sizinde bebeğinizin bu gelişim sürecinde ona yardımcı olmanız gerekir. Bebeğinize yardım edebileceğiniz noktalar özellikle gelişimin şu alanlarına yönelik olmalıdır

Kaba motor beceriler: Bebeğiniz hazır olduğunda, tabii bunu denemeden bilemezsiniz, aşağıdakileri yapması için ona fırsat verin.
. Kucağınızda ayağa kaldırın ve zıplatın.
. Oturur duruma doğru çekin.
. Eğer gerekiyorsa yastıklarla destekleyerek onu oturtun.
. Parmaklarınıza tutunurken ayakta duracak şekilde yukarıya doğru çekin.
. Onu havada uçurun

İnce motor beceriler: Bebeğin ellerini kullanma becerisini geliştirmesi sonunda onun kendi kendine yemek yeme, resim çizme, yazma, diş fırçalama, ayakkabılarını bağlama, düğme ilikleme ve daha bir çok başka beceri kazanmasını sağlayacaktır. Eğer bebeklere ellerini kullanmaları, her çeşit nesneye dokunmaları ve keşfetmeleri için bol fırsat verilirse daha çabuk ustalaşırlar. Aşağıdaki ipuçları ince motor beceri kazanılmasını kolaylaştıracaktır.
• Yap boz oyunları ve aktivite tahtaları. Bunlarla bebeğiniz bol pratik yapma imkanı bulur ama bir kaç ay geçmeden bebeğiniz bunların üstesinden gelemeyebilir.
. Yumuşak bebekler ve doldurulmuş hayvanlar. Bunlarla uğraşmakta bebeğinizin el becerisini geliştirir.
. Çeşitli büyüklüklerde ve sertlikte bebeğinizin tutması ve sıkması için toplar. Özellikle bebek oturabildikten sonra toplar çok eğlencelidir. Bebeğiniz onları yuvarlayabilir, tutmaya çalışır ve peşinden emekler.
. Parmak oyunları, el çırpma oyunları. Kendiniz bebeğinize nasıl yapıldığını gösterdikten sonra o bu işi kendi başına yapabilecek duruma gelecektir.

Sosyal beceriler: İlk yılın ortalarında bebeklerin çoğu oldukça kolay ilişki kurar. Gülümser, çığlıklar atar, birçok şekilde etrafla ilişki kurar ve arkadaşlıklarını tüm misafirlerle paylaşmaya isteklidir. Henüz yabancı endişesi gelmemiştir. Bu nedenle bu dönem sosyalizasyonu teşvik etmek ve bebeğinizi değişik yaşlardaki bir çok insanla tanıştırmak için uygun bir dönemdir. Ona merhaba gibi basit selamları ve bay bay diyerek el sallamayı, öpücük göndermeyi ve “teşekkür ederim” deme gibi temel sosyal davranışları öğretin.

Zihinsel ve dille ilgili beceriler: Kavrama yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Önce isimler tanınmaya başlar (annenin, babanın, kardeşlerin), arkasından temel sözcükler (hayır-evet;, bay ; gibi) ve çok geçmedende sık duyulan cümleler bunları takip eder. Sizin ne dediğinizi anlaması konuşmasından daha önce gelişir. Zihinsel gelişmenin diğer belirtileri de ufukta görünmektedir. Başlangıçta pek öyle gözükmemekle beraber, bebeğiniz basit problemleri çözme, gözlem ve hafıza gibi yetenekleri geliştirmek için ilk adımları atmaya başlamıştır.
Sizde ona şu şekilde yardım edebilirsiniz:
. Bebeğin sebep sonuç ilişkisini gözlemesine ( küvette bir kabı su ile doldurun ve bebeğinize onu ters çevirtin) ve nesnelerin sürekliliğini öğrenmesine (sevdiği bir oyuncağı bir örtü ile örtün ve onu bulmasını sağlayın) yardım eden zeka uyarıcı oyunlar oynayın.
. Bebeğinizin işitsel algılamasını keskinleştirmesine yardım edin. Üzerinizden bir uçak yada sokaktan bir itfaiye geçtiğinde bunları bebeğinize gösterin ve Bu bir uçak mı? yada ;itfayeyi duyuyor musun? diye sorun. Bu, bebeğinizin sesler dünyası için işitsel ayarlamalar yapmasına yardımcı olacaktır. Aynı şeyleri elektrik süpürgesini çalıştırırken veya mutfak aletleri çalışırken de yapın ve onun seslerin nerden geldiğini anlamasına yardım edin.
. Onu kavramlarla tanıştırın. Tüylü oyuncak yumuşaktır, kahve sıcaktır, araba hızlı gider, su içmek ve yıkanmak içindir ve daha bunlar gibi günlük hayatta karşılaştığı birçok kavramı ona açıklayın. İlk sözleriniz bebeğinize anlamsız gelecektir ama zamanla ve birçok tekrardan sonra fikirlerin ona geçtiğini göreceksiniz.
. Merak ve yaratıcılığı teşvik edin. Eğer çocuğunuz bir oyuncakla alışılmışın dışında bir şekilde oynamak istiyorsa cesaret kırıcı olmayın. Bebeğinize deney ve araştırma yapması için fırsat verin ve kısıtlamayın. Bu, bahçeden bir tutam ot koparması yada ıslak bir süngeri sıkması demek olsa bile. Bebek kendisine anlatılanlardan çok kendi deneyleri ile öğrenir.
. Öğrenme sevgisini teşvik edin. Bebeğinize bir şeyler öğretirken ona öğrenmeyi zevkli ve eğlenceli sunun. Baskıcı olmayın ki bebeğiniz öğrenmeyi sevsin.

bfly015_1_.gif

Bebek ve Anne

Bebeği Şımartmak
Kızılcık sopası kullanmamak bebeğinizi şımartmaz, ama onu bütün gün kucağınızda gezdirirseniz bu kesinlikle olacaktır. İlk yıllarının ikinci yarısında bebekler anneleri kullanma hususunda artık ustalaşmışlardır. Bazı toplumlarda bebek gününün büyük kısmını annesi ile geçirmektedir. Bazılarında ise çalışan anneler çoğunluktadır ve bebeklerin erkenden belli ölçüde bağımsızlık kazanması hedeflenir. Bu hem annesinin kendi ihtiyaçları ve diğer sorumlulukları için zaman ayırmasını sağlar, hemde bebeğin kendine olan güvenini arttırır. Ayrıca diğer insanlarında hakları ve ihtiyaçları olduğunu bebeğe öğretir. Bebeğinizi şımartmak istemiyorsanız, şimdiden bazı tedbirler almalısınız. Aşağıdakileri bir deneyebilirsiniz.
• Bebeğinizin gerçek bir ilgi eksikliği yüzünden kucakta taşınmak istemediğinden emin olun. Gün boyunca birkaç defa oturup onunla oyun oynadınız mı? yoksa onunla olan bütün etkileşiminiz onu bir oyun parkında oyuncağı ile yalnız bırakmaktan, siz akşam yemeğine başlarken onu oyuncağı ile yalnız bırakmaktan ve işe gitmeye hazırlandığınız sırada onu alıp sallamaktan mı ibaret? Eğer böyleyse bebeğiniz hiç dikkate alınmamaktansa bütün gün kucakta taşınmanın daha iyi olacağı fikrine varmış olabilir.
• Bebeğiniz ağladığında onun gerçekten fiziksel ihtiyaçları olup olmadığını kontrol edin. Yemek zamanı mı? Aç mı? Yorgun mu? Eğer böyleyse onun ihtiyaçlarını karşılayın.
• Bebeğinizi eğlendirecek oyuncakları ve eşyaları olduğundan emin olun. Böylece tüm vaktini sizinle geçirmek istemeyecektir. Dikkat alanı dar olduğu için ulaşabileceği alan içine iki veya üç oyuncak koyun, bunun tersine çok fazla oyuncak onu yoracak ve sinirlendirecektir.
• Her şikayet ettiğinde onu kucağınıza almayın ama onunla ilgilenin ve dikkatini başka taraflara çekmeye çalışın. Örneğin ona tahta kaşıkla tencereye nasıl vurulacağını öğretin.
• Eğer kısa bir süre sakinleşmişse yapmanız gereken işler olduğunu söyleyin ve tereddüt etmeden yanından ayrılın. Onun görüş alanı içinde kalabilir ve eğer işe yarıyorsa ona şarkılar söyleyebilirsiniz. Ama eğer sizin varlığınızda huysuzluğu daha da artıyorsa bebeğinizi oyun parkına veya emniyetli bir yere yerleştirip görüş alanı dışına çıkın. Bunu yapmadan önce, ortadan kaybolduktan sonra tekrar geri geleceğinizi anlatmak için köşenin arkasına geçip başınızı içeri uzatın.
• Her seferinde onu oyuncakları ile biraz daha uzun süre yalnız bırakın. Bırakın istiyorsa itiraz etsin. Ama daima o ağlamadan önce yanına dönerek onu teskin edin ve daha sonra yine ayrılın. Onu kucağınıza mümkün olduğunca almayın. Eğer ağlayana kadar beklerseniz ilginizi çeken tek şeyin bu olduğunu düşünecek ve ve bunu bir silah olarak kullanacaktır.
• Onu kucağınıza almayın ve günün her dakikasında onunla oynayamadığınız için suçluluk hissetmeyin. Eğer böyle davranırsanız, tek başına oynamanın eğlence değil cezalandırma olduğu ve yalnızlığın iyi bir şey olmadığı mesajını verebilirsiniz. Onunla oynamak için vakit ayırdığınız sürece, birbirinizden ayrı geçirdiğiniz zamanın hem size hem ona faydası olacaktır.

Büyükanne ve Büyükbabaların Bebeği Şımartması

Büyükler için hayat daha kolaydır. Bir bebeği sonuçlarına katlanmaksızın şımartabilirler. Torunları için getirdikleri tatlı çörekleri iştahla yerken onu zevkle seyrederler. Ama az sonra sofrada tok ve suratsız bir çocukla savaşacak olan kendileri değildir. Torunları şımartmak büyüklerin vazgeçmeyeceği bir hak mıdır? Bir ölçüye kadar evet. Sizin çocukluğunuz sırasında onlar üstlerine düşeni yapmışlardır ve şimdi yükü omuzlamak sırası sizindir. Yinede herkesin üzerinde görüş birliğine vardığı bazı gerçekler vardır.

• Uzakta oturan büyükanne ve büyükbabalara daha çok esneklik gösterilebilir. Bebeğinizi senede iki üç defa gören büyükler muhtemelen onu şımartamazlar. Böyle zamanlarda bebeğinizin bir öğle uykusunu kaçırmasını yada şekerleme yemesini çok görmeyin çünkü bunlar alışkanlık haline dönecek kadar çok tekrarlanmaz. Bırakın bu seyrek aksamalardan herkes zevk alsın ve daha sonra her zamanki rutininize dönün.
• Aynı bölgede ve özellikle aynı evde yaşayan büyüklerin bebeği şımartması daha kolay olur. Her sızlanışta bebeğin kucağa alınması çocuğun kafasının karışmasına ve kuralların sürekli değişmesine neden olur. Bundan sonrada çocuğun o kurallara uyması güçleşir.
• Ebeveynlerin koyduğu belli kurallar değişmemelidir. Uzakta veya yakında otursunlar, aynı düşüncede olmasalar bile büyükler o kurallara uymak zorundadır. Yatma saati, şekerli gıdalar, televizyon seyredilmesi bu kuralların konusu olabilir. Bu tip kurallara büyükler karışmamakla beraber dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise bunların anne ve babanın ortak fikirleri olmasıdır. Çocuk anne ve babadan farklı mesajlar almamalıdır.
• Büyüklere ait bazı hakların dokunulmaz olduğu bilinmelidir. Örneğin anne babanın pahalı olduğu için alamadıkları bir oyuncağı almaları ve genel olarak herşeyden biraz daha fazla vererek kendilerini torunlarına teslim etmeleri . Ama bu şımartmaları anne babanın koyduğu kuralları ihlal etmeden yapmaları gerekir.

Büyükler kendilerine konan sınırı aşarsa ne olur? Sizin o kadar incelikle koyduğunuz ve tutarlılıkla oluşturduğunuz kuralları görmezden gelir ve açıkça ihlal ederlerse ne yapmalı? O zaman onlarla açıkça konuşmanın zamanı gelmiş demektir. Konuşmayı sevecen ve gerilimsiz olarak sürdürün. Eğer çok önemli konularda sizinle aynı duyarlılığı göstermiyorlarsa, durumun ciddiyetini vurgulayın. Onların bebekle vakit geçirmelerini sizin de istediğinizi, ama koymuş olduğunuz kuralları çiğnemelerinin onun kafasını karıştırdığını ve yaşama düzenini bozduğunu ve aile dengesini sarstığını açıklayın. Bazı konularda esnek olmaya hazır olduğunuzu, ama diğer konularada onların boyun eğmesi gerektiğini anlatın.

ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın